Goldman Sachs'tan TCMB Faiz Tahmini: 22 Ekim'de İndirim Beklemiyor

Goldman Sachs'tan TCMB Faiz Tahmini: 22 Ekim'de İndirim Beklemiyor

Goldman Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 22 Ekim'de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranlarını sabit tutmasını bekliyor. Bankanın ekonomistleri, enflasyon beklentileri ve döviz rezervlerindeki gelişmelere dikkat çekerek faiz indirim sürecine başlanması için koşulların henüz yeterince uygun olmadığı görüşünü paylaştı.

Küresel yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın ekim ayındaki faiz kararına ilişkin beklentilerini açıkladı. Bankanın değerlendirmesinde, para politikasında gevşeme sürecinin başlatılması için erken olduğu vurgulandı.

Goldman Sachs ekonomistleri Clemens Grafe ve Başak Edizgil tarafından hazırlanan 7 Ekim tarihli analizde, TCMB'nin 22 Ekim'deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmeyeceği öngörüldü.

Ancak ekonomistler, bu tahminin gerçekleşmemesine yönelik risklerin yüksek olduğunu da belirtti.

Goldman Sachs ile Piyasanın Faiz Beklentileri Ayrışıyor

Goldman Sachs'ın değerlendirmesinde, finansal piyasalarda ekim ayına ilişkin faiz indirimi beklentilerinin öne çıktığına dikkat çekildi.

Buna karşın banka ekonomistleri, mevcut ekonomik koşulların yeni bir parasal gevşeme sürecini desteklemek için yeterince güçlü olmadığı görüşünü korudu.

Analizde, piyasaların faiz indirimi olasılığını fiyatlamasına rağmen enflasyon görünümü, döviz rezervleri ve Türk lirasına yönelik beklentilerin temkinli bir para politikası gerektirdiği ifade edildi.

Ekonomistler, faiz indirimlerinin zamanlamasında özellikle fiyat istikrarına ilişkin göstergelerin belirleyici olması gerektiğine işaret etti.

Enflasyon Beklentileri Merkez Bankası İçin Risk Oluşturuyor

Goldman Sachs ekonomistleri, Türkiye'de enflasyon beklentilerinin seyrini para politikasının geleceği açısından önemli bir risk unsuru olarak değerlendirdi.

Raporda, hane halkının enflasyon beklentilerinde daha önce sınırlı bir iyileşme görülmesine rağmen son dönemde yeniden yükseliş yaşandığı belirtildi.

Piyasa katılımcılarının enflasyon beklentilerinin ise İran savaşı öncesindeki seviyelerin üzerinde kalmaya devam ettiği aktarıldı.

Bu görünümün, enflasyonla mücadelede kalıcı bir iyileşme sağlanmadan faiz indirimlerine başlanmasının oluşturabileceği riskleri artırdığı değerlendirildi.

Faiz İndiriminin Ardından Rezerv Kayıpları Hızlandı

Goldman Sachs'ın analizinde dikkat çekilen bir diğer önemli konu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın döviz rezervlerindeki gelişmeler oldu.

Ekonomistler, fiilen gerçekleşen 300 baz puanlık faiz indiriminin ardından rezerv kayıplarının hız kazandığını belirtti.

Bu gelişmenin, para politikasında gevşeme adımlarının döviz piyasası ve sermaye hareketleri üzerindeki etkilerinin yakından izlenmesini gerektirdiği ifade edildi.

Goldman Sachs'a göre rezervlerdeki gerileme, yeni faiz indirimleri konusunda ihtiyatlı olunmasını gerektiren göstergeler arasında bulunuyor.

Enflasyondaki Ana Eğilim Yeniden Gündemde

Raporda, TCMB'nin Enflasyon Raporu'nda yer verdiği değerlendirmelere de atıfta bulunuldu.

Buna göre, enflasyonun ana eğilimi enerji fiyatlarında yaşanan şok öncesindeki seyrine ancak yakın zamanda geri dönebildi.

Goldman Sachs ekonomistleri, bu durumun enflasyon görünümünde kalıcı bir iyileşmenin henüz yeterince belirginleşmediğine işaret ettiğini değerlendirdi.

Enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkileri ve fiyatlama davranışlarındaki gelişmelerin, Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde atacağı adımlar açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Türk Lirası Üzerindeki Baskıya Dikkat Çekildi

Goldman Sachs, finansal piyasalardaki fiyatlamaların da para politikasına ilişkin farklı sinyaller verdiğini belirtti.

Analize göre tahvil piyasasındaki getiri eğrisinin mevcut yapısı, yatırımcıların bir faiz indirim sürecinin başlayabileceğini düşündüğünü ancak bu sürecin uzun soluklu olmayabileceğini gösteriyor.

Diğer taraftan offshore piyasalardaki fiyatlamaların, Türk lirasının önümüzdeki dönemde kayda değer değer kaybı baskısıyla karşılaşabileceğine işaret ettiği ifade edildi.

Ekonomistler, söz konusu göstergelerin faiz indirimi beklentilerine rağmen finansal piyasalardaki kırılganlıkların devam ettiğini ortaya koyduğunu değerlendirdi.

Yabancı Yatırımcıların Tahvil Talebi Sınırlı Kaldı

Goldman Sachs'ın raporunda yabancı yatırımcıların Türk tahvil piyasasındaki işlemleri de ele alındı.

Ekonomistler, tahvil getirilerinin gelecekte faiz indirimlerine işaret etmesine rağmen yerleşik olmayan yatırımcıların pozisyonlarında belirgin bir artış yaşanmadığını kaydetti.

Bu durumun, yabancı yatırımcıların para politikasında gevşeme sürecinin sürdürülebilirliğine güçlü biçimde inandıklarını gösteren yeterli kanıt sunmadığı belirtildi.

Raporda, yabancı yatırımcıların tahvil piyasasındaki temkinli duruşunun faiz beklentileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Gözler 22 Ekim TCMB Faiz Kararına Çevrildi

Goldman Sachs'ın faizlerin sabit tutulacağı yönündeki tahminine karşın piyasalarda ekim ayında indirim yapılabileceğine ilişkin beklentiler devam ediyor.

Bu nedenle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 22 Ekim'de açıklayacağı Para Politikası Kurulu kararı, yurt içi finans piyasalarının önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Yatırımcılar, politika faizine ilişkin kararın yanı sıra Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele, likidite koşulları ve para politikasının geleceğine yönelik mesajlarını da takip edecek.

Goldman Sachs ekonomistlerinin değerlendirmesi, faiz indirim sürecinin zamanlamasına ilişkin belirsizliğin sürdüğünü ve mevcut ekonomik göstergelerin temkinli bir yaklaşımı desteklediğini ortaya koyuyor. 

Önceki Haber Türkiye'nin Milli Geliri 62,3 Trilyon Liraya Ulaştı: En Büyük Katkı Şirketlerden Geldi
Benzer Haberler